11 Mayıs 2016 Çarşamba

Yeni bir Dünya düzeni mümkün mü?

Umut hep en umutsuz yerden doğar.

Ortadoğu milletleri olarak zor zamanlardan geçiyoruz. Sınırımızda büyük bir savaş ve katliam halen devam ediyor. Peki bu gerçekten de korkulması gereken bir şey mi?

Savaşlar her ne kadar kan ve gözyaşı anlamına gelse de, yeni çiçeklerin açması için elzem ara olaylardır. Bu fikrim çoğunuza ütopik gelebilir, sizi yadırgamam ama bir düşünün; bir savaş olmasaydı, Atatürk yönetime geçebilir miydi?

Peki bu savaşlardan çıkma ihtimali olan iyi bir liderin ne gibi siyasi etkiler yaratmasını bekleyebiliriz?



Eşitlik

Yalnızca ülkemize değil, dünya düzenine baktığımızda eşitsizliğin her bir yanı sardığını görmek zor değil. Peki adaletsizliğin tek kötü yanı bireylerin kendini kötü hissetmesi midir? Düşünün, bir iş yeri sahibisiniz ve iki çalışanınız var. Birisini sürekli olarak çalıştırıyorsunuz ve ona, ayda bir gün çalışan elemanınıza verdiğiniz yemeğin yarısını veriyorsunuz. Bu iş yerinden verimli bir ürün çıkabilir mi? Adaletin toplumun kümülatif gelişimindeki önemi çok büyüktür.



Yetenekli İnsanların Seçilmesi

Bu aşama ancak adaleti temel aldıktan sonra düzgün bir biçimde ilerleyebilir. Ülkemizdeki kurumların ve bunların çıktılarının ne kadar komik olduğunu görmek zor değil. Peki nedir bunun sebebi? Yalnızca torpil diyorsanız bunun önüne geçemeyeceği kesin, çünkü eleme aşamaları da yapılan torpiller kadar komik ve evet, insanları seçmek o kadar da kolay değil. Peki sosyal adalet sağlanırsa bu nasıl düzeltilecek. Yine bir örnek üzerinden gidelim.

En iyi balık tutan adamı nerede ararsınız?

Bürokratik sistem, bireyleri eşit gördüğü için bunu, ülke geneli yapılan bir balık tutma kadrosu ilanına yapılan başvurudan olarak cevaplar. Tabi ki en iyi balık tutan adamı, suya yakın bir yerlerde ararsınız çünkü muhtemelen balık tutuyordur.

 Peki, en iyi ar-ge yapan adamı nerede ararsınız?

Bu sorunun cevabının zor olmasının en büyük sebeplerinden birisi, ar-ge yapmayı zevk için değil, para kazanmak için yapmak isteyen insan sayısının fazla olmasıdır. İşte sosyal adalet burada devreye giriyor. Bireylerin yaptıkları işler arasında bir fark bulunmazsa, herkes sevdiği işi yapacaktır. Herkes sevdiği işi yaparsa, balıkçıyı su kenarında, ar-ge uzmanını da labaratuarda bulabilirsiniz.

Bu ilke ile de herkes gerçekten yapabilmesi muhtemel olan işin üzerine gidebilecek. Şunu bir hayal edin, herkes yaptığı işe bayılıyor. Gişe görevlisi, posta memurları, televizyoncular, ahçılar, polisler... Hatta polislere gerek bile kalmaz ki? Değil mi?

Bürokratik sistemde ise bu şöyle işler, para kazanmak bir zorunluluktur, herhangi bir işe (maaşı en yüksek olan) girilir.Tek amaç para kazanmak olduğu için doğal olarak iş yarım yamalak yapılır. İş düzenini kontrol etmek için yeni görevliler atanır.Daha fazlasını yazamıyorum bile.

Bu ilkeyi gerçekleştirebilecek bir lider, diğerlerinden birkaç boy daha ileriden gidebilir.




Doğayı Koruma İlkesi

Neden doğayı korumak? İnsanlar artık anlamlı şeyler yapmak istiyor, gerçek ve iyi bir amaç için çalışmak istiyorlar. Hayvanları ve ormanları korumaktan daha değerli bir amaç düşünebiliyor musunuz, en azından şimdilik? Bu insanların güdülenmesi için de zorunlu bir olay, yani bir amaç. Eğer bir lider bunu başarabilirse peşinden ne kadar yetenekli insanın koştuğunu göreceksiniz.

Tabi ki hayvanları korumak aslında adalet duygusunun bir çıktısı. Tabi bu çıktının bu kadar yoğun yaşanmasının durumu da, insanların büyük bir açgözlülükle yaşam alanlarını işgal etmesi. Şu anki düzenin devam etmesi durumunda canlı türlerinin çoğunun neslinin tükeneceği konusunda bir şüpheniz olmasa gerek. İnsanlık olarak şuan freni boşalmış bir araba ile uçuruma doğru gidiyoruz. Bunun önüne geçilmesi gerek ve geçilecektir.




Gerçek Adalet

Adalet diyince herkesin aklına elinde terazi tutan kadın figürü gelir. Adaletin yalnız dengenin bozulmasına izin vermemek gibi statik bir olgu olmadığını biliyoruz. İnsanların anlayamadıkları noktalardan biri de bu. Adalet size yalnız nasıl ceza vermeniz gerektiğini söylemez.

Adalet kelimesi aslında uzun zamandır kötü niyetli kişilerin elinde asıl değerini kaybetmeye yüz tutmuş bir kelime. Adalet aslında kelimelerin en değerlisidir. Ne kadar geniş çaplı olduğunu izah edeyim.

Hayvanları korumaktan bahsettik, bu şu an adildir diyebiliriz ama adalet bir gün size hayvanlara karşı savaşmanız gerektiğini de söyleyebilir. Neden derseniz, aslında adalet eşitlik ve kurallar bütününe olan uyumu temsil eder. Şu an adalet sisteminde yapılan en büyük hatalardan biri bireylerin adalet anlayışına bakılmamasıdır. Bir düşünce deneyi uygularsak, kendini savunamayan bir hayvan hatta bir insan düşünün.Adalet açısından bakarsanız, bu canlının haklarının en üst düzeyde korunması gereklidir, çünkü zaten kendisi adalete teslimdir. Ama şimdiki dünya düzeninde aç gözlü olanlar ile masum olan bir araya geldiğinde, aç gözlü olan baskın çıkar ve daha büyük fayda görür. Tabi bunun geçen zaman içinde aç gözlü olanların seçilimine katkı sağlayacağını söylemeye gerek yok sanırım.

Gerçek bir adil sistemde, kişilerin olayı anlatmak dışında kendilerini savunmalarına bile gerek kalmaz. Çünkü kurallar zaten açık ve nettir bu yüzden hem de hızlı gerçekleşir. Hatta ve hatta aç gözlülük eden, yalan söyleyenlere yüklü miktarda ceza verilir, çünkü zaten bireyler kendileri adil olmadıklarını kanıtlarlar.

Adalet dürüst, adil, masum, fedakar bireylere değer vermelidir.

İşin özü tamamen adil bireyleri değerli kılmaktır.Günümüz Türkiye'sinde, yalan söylemeden, torpil bulamadan işe girilemez ya da herhangi bir kazanç elde etmek zordur. Bir anlaşmazlık durumunda kim ne koparabiliyorsa, elinde kar olarak kalması muhtemeldir.

Daha sonra savaş döneminde olması muhtemel olaylar üzerine kafa yoralım.

Selamlar, sağlıcakla kalın..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder